Psikolojik şiddetin görünmeyen yüzü, sessizlikte kurulan ilişkiler ve adı konulamayan yaralanmalar bu çalışmada mercek altına alınıyor.
Bazı aşklar bağırmaz.
Ne kırık dökük sahneler vardır ne de açık yaralar…
Bu yüzden çoğu zaman “zararsız” sanılır.
Oysa uzmanlara göre en derin izler, tam da bu sessizlikte açılır.
Yeni yayımlanan Sessiz Aşk Terapisi, görünmeyen duygusal şiddeti, ince manipülasyonları ve “normal” kabul edilen ilişkisel ihlalleri çarpıcı bir dille ele alıyor. Kitap; sevgi, ilgi ve değer kisvesi altında sürdürülen psikolojik baskıları, bağımlılık döngülerini ve adlandırılamayan duygusal yaralanmaları okurun dikkatine sunuyor.

Sevgi mi, Kontrol mü?
Klinik gözlemler, hukuki değerlendirmeler ve gerçek yaşam deneyimlerinden beslenen çalışma; okuru yalnızca ilişkileriyle değil, kendi iç dünyasıyla da yüzleşmeye davet ediyor. Sessizliğin nasıl bir kontrol aracına dönüştüğü, duygusal mesafenin nasıl bir cezalandırma biçimi haline geldiği ve sevginin hangi noktada iyileştirici olmaktan çıktığı sorgulanıyor.
Kitapta ele alınan temel sorulardan bazıları ise şöyle:
Bir ilişkide suskunluk ne zaman iletişim değil, baskı olur?
Duygusal geri çekilme bir sınır mı, yoksa bir manipülasyon mu?
Sevildiğini hissetmeden sevilmek mümkün mü?
Bir İlişki Kitabından Daha Fazlası
Sessiz Aşk Terapisi, klasik bir ilişki rehberi olmanın ötesine geçiyor. Okura; fark etmeyi, uyanmayı ve gerektiğinde sınır çizmeyi öneren bir yol haritası sunuyor. Özellikle “adı konulamayan” ilişkilerde kalan bireyler için, yaşananların bir duygu karmaşası değil, tanımlanabilir bir psikolojik süreç olduğunu hatırlatıyor.
Çünkü bazen iyileşme, yüksek sesli itiraflarla başlamaz.
Bazen ilk adım, sessizliği doğru okumaktır.
Sessiz Aşk Terapisi, bağırmayan ama derinden yaralayan ilişkileri anlamak isteyen herkes için güçlü bir çağrı niteliği taşıyor.