Batman Timoklular Derneği’nden Rojava Tepkisi: “Yaşam Hakkı Pazarlık Konusu Olamaz”
Batman Timoklular Derneği, Rojava’da süren saldırılara ve Türkiye’de barışçıl gösterilere yönelik müdahalelere ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Dernek, sivilleri hedef alan saldırıları kınarken, ifade ve gösteri özgürlüğünün anayasal bir hak olduğuna dikkat çekti. Batman Timoklular Derneği Başkanı Av. Ferhat Bayındır ve yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan açıklamada, Rojava’da devam eden saldırıların yalnızca bölgesel bir çatışma olmadığı, insanlığın ortak vicdanını hedef aldığı vurgulandı. Açıklamada, çocuklar, kadınlar ve sivillerin yaşam hakkını hiçe sayan her türlü saldırının hiçbir gerekçeyle meşru gösterilemeyeceği ifade edildi.
Dernek yönetimi, yaşam hakkının kutsal olduğuna işaret ederek, savaş ve güvenlik politikalarının bu hakkı ortadan kaldıramayacağını belirtti. Açıklamada, barıştan yana tutum alan yurttaşların Türkiye’de barışçıl gösteriler yoluyla düşüncelerini ifade etmesinin en temel demokratik haklardan biri olduğu hatırlatıldı. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik sert müdahaleler, orantısız güç kullanımı ve gözaltı uygulamalarının hukuk devleti ilkesine zarar verdiği belirtilen açıklamada, “İfade özgürlüğü bastırılarak, adalet cop ve kelepçeyle sağlanamaz. Hukuk, gücün değil hakkın yanında durmalıdır” denildi. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine de dikkat çekilen açıklamada, devletin barışçıl tepkileri koruma yükümlülüğü bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinin hukuki olduğu kadar vicdani bir sorumluluk da taşıdığı vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, son günlerde yaşanan bayrak indirme eyleminin provokatif bir girişim olduğu ve toplumsal barışı zedelemeyi amaçladığı ifade edilerek, bu tür gerilimi artıran eylemlerin kesin bir dille kınandığı belirtildi. Batman Timoklular Derneği, çatışma ve şiddetin halklara yalnızca acı ve yıkım getirdiğini savunarak, Rojava’da ilan edilen geçici ateşkesin kalıcı hale getirilmesi çağrısında bulundu. Sorunların demokratik, hukuki ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamanın sonunda yetkililere seslenilerek, şiddet ve baskı yerine adalet ve diyaloğun esas alınması çağrısı yapıldı. Dernek yönetimi, yaşamı savunmanın, barışı talep etmenin ve zulme karşı ses yükseltmenin suç olmadığı bir gelecekten yana olduklarını kamuoyuna duyurdu.